Bazı parçalar vardır, ilk bakışta ne olduğunu söylemez.
Smyrna öyle bir yerden gelir.
Kat kat ilerler.
Her katman, bir öncekine alan açar.
Tıpkı bir hissin zamanla değişmeden derinleşmesi gibi.
Hafifçe hareket eder.
Ama bu hareket dikkat çekmek için değil; kendi doğasında olduğu için,
Ve her seferinde farklı,
Her seferinde o ana özel.
Fırfırlarında küçük bir oyun vardır.
Ama bu oyun çocuksu değil.
Renkli, kendini bilen bir hâl.
Bedenle kurduğu ilişki sakindir.
Sıkmaz.
Toparlamaz.
Şekil vermez.
Olduğun gibi kalmana izin verir.
Smyrna’yı giydiğinde bir şey eklemiş gibi hissetmezsin,
Bir şeyi hatırlamış gibi hissedersin.
Gün batımında manzaraya bakarken, güneş ışığının huzuru ve sakin dengesiyle gökyüzünün renklerini karşılayan gözlerin gibi; hayatın sunduğu tüm tonları üzerinde taşımak.
Kendiliğinden,
Biraz hareketli ve oyunlu,
Biraz bilge ve dingin,
Symrna, her halinle, her renginle uyum içinde olmanın, kendin olmanın hissi.
Var olmanın harmonisi.