Adını İyon sütunlarından alır.
Akdeniz medeniyetinin zarafetinden.
Yatay kırmaları o sütunların ritmini taşır; ama taş gibi değil, ten gibi yumuşak bir akışla.
Boyu ideal kısadır.
Kolay açılmaz,
ama çekinmez de.
Bir mesafesi vardır; nazlı değil, bilinçli.
Büzgülerinde hafif bir oyun, fisto detayında romantik bir fısıltı vardır.
Hem sempatik hem zarif.
Ionia yüksek sesle konuşmaz.
Ama bulunduğu yerde boşluk bırakmaz.
Taş sokaklarda yürürken, güneş tenine vurduğunda, akşamüstü ışığı yumuşadığında…
Gücünü bağırmadan, romantizmini saklamadan taşır.
İyon sütununun tüm estetiğini ve ölçü duygusunu birleştirir.
Hislerini farkında, çekinmeden yaşayabildiğin bir alan yaratır.
IONİA, İçindeki Tanrıça ile bütünleştiğin haldir.